Cumartesi, Şubat 24, 2024
Ana Sayfa- Aktüel Tartışmalarİhtiyaç yeni bir "gazetecilik kamusu" oluşturmaktır

İhtiyaç yeni bir “gazetecilik kamusu” oluşturmaktır

Gazetecilik alanında yaşananlar tekil yozlaşma örnekleri değil bütünüyle bir toplum tartışmasıdır. Bu toplum tartışmasının merkezinde yer alan mesleklerden biri de gazeteciliktir. Bu nedenle konunun gazetecilik açısından önemi ilk bakıldığında görünenden çok daha büyüktür.

Türkiye’nin ve gazetecilik mesleğinin asıl gündemi, kimi zaman bir suç örgütü liderinin ifşalarıyla kimi zaman iktidarın saldırılarıyla ortaya çıkan aktüel gündemlerden çok daha derindir. Son dönemde yaşanan bu örnekler AKP iktidarının yarattığı konjonktürel koşullarında birikenin artık taşmaya başlamasıdır. Bu taşkınla birlikte açılan tartışma “geçmişte olan” kadar “gelecekte olması gereken” ile birlikte de ele alınmalıdır. Bu gündem, “yeni bir toplum ve yeni bir gazetecilik nasıl mümkündür” sorusunu gündeme getirmiştir, getirmelidir. Dolayısıyla bu gündem aslında tarihsel olanı işaret etmektedir. İhtiyaç, yaşananları tüm bu düzeylerle konuşmak, tartışmak ve analiz etmektir. Öte yandan, bu çaba herkese yeni bir görev çıkarmıştır: Olana müdahale etmek ve yenisini hazırlamak.

Var olanın kiri nasıl temizlenecek, yeni bir toplum ve gazetecilik nasıl inşa edilecek? Çekirdek konu ve sorular aslında bunlardır.

AKP iktidarında gazeteciler mesleksizleştirildi, örgütler atıllaştırıldı, gazetecilik etkisizleştirildi ve yalnızlaştırıldı. Tek tek örgütler tüm bunlarla tabii ki mücadele etmekte ve kendi sözlerini üretmektedir fakat açığa çıkan ve hatta gelmekte olana hazırlıksız yakalandığımız da bir gerçek.

Şimdi yeni bir gazetecilik ve yeni bir toplum için aktüel olana reflekslerimizle tepki göstermeli, konjonktürel olana birikimimizle müdahale etmeli, tarihsel olana yeni ve uygun araçlar yaratarak hazırlık yapmalıyız.

Bu, örgütlerimizin geleceğe nasıl aktarılacağını, gelecekte nasıl hale taze kuvvetler olarak yaşamaya devam edeceğini de belirleyecek.

Şimdi reflekslerimiz, birikimimiz ve hazırlığımızla uzun dönemli bir girişimi başlatmalı, Türkiye kamuoyuna seslenmeli, yeni dönem için bir “ortak gazetecilik kamusu” oluşturmalıyız.

Gazetecilik mesleğini tanımlayan ve çerçevesini belirleyen temel ilke ve değerlerin yeniden tartışılması, bunların 21’inci yüzyılın mevcut medya ortamı bakımından yeniden ele alınması ve bu ilke ve değerlerinin yeniden gazeteciliğin ortak zemini haline getirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Bu çabanın Türkiye’de ve Dünya’da örnekleri vardır. Toplumsal dalgalanma ve dönüşüm dönemlerinde gazeteciliğin de yeniden ve bütüncül olarak tartışmaya açılması doğal olduğu kadar zorunluluktur da. Bu tartışma isteğe ve talebe bağlı olmadan toplum nezdinde zaten açılmıştır. Yapılması gereken refleks, birikim ve hazırlıklarımızla gazeteciliği tartışmak, savunmak ve kamuoyuna gazetecilikle ilgili perspektif ve çözüm önerileri sunmaktır.

Demokratik toplumların en temel kurumlarından biri olan basında yaşanan ağır bunalım ve yozlaşma mesleğin hatta tüm toplumun geleceğini tehdit eder noktaya gelmiştir. Son dönemde ortaya dökülen ve her alanda derin bir çürümeyi işaret eden gerçekler ve iddialar, gazetecilikle ilgili bir sorgulama, bilinçlendirme ve arınma ihtiyacını net olarak açığa çıkarmıştır. Gazetecilik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına ve gazetecilerin kimliksizleştirilmesine karşı çıkmak için harekete geçmek artık bir zorunluluk haline gelmiştir.

Örgütsel formların ve araçların yapısal farklılıkları ve sınırlılıkları vardır. Hangi örgüt yapısı ve hangi örgüt olduğundan tamamen bağımsız şekilde bu yapısal farklar ve sınırlılıklar, Türkiye’nin bugünkü koşullarına ve gazetecilikle ilgili tartışmalara etkili bir müdahale şansını teknik olarak oldukça azaltmaktadır.

Son süreçte örgütlerden yapılan açıklamaların, üretilen tepkilerin gazetecilerde ve kamuoyunda yeterli bir karşılık bulduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değildir.

Bu etkisizlikte gazetecilerin örgütlülük düzeyleri ve ilgilerinin düşük olması, kamuoyu ilgisinin dağınık olması gibi nedenler de sayılabilir fakat en büyük pay yukarıda ifade edilen yapısal sınırlılıklara aittir.

Yalnızca bugünle baş etmek için değil geleceği inşa etmek için.

Neye ihtiyacımız yok?

Türkiye’de bugün:

yeni bir gazetecilik derneği, yeni bir gazeteciler cemiyeti, yeni bir gazetecilik sendikası, yeni bir çatı örgütü ihtiyacı yoktur.

Çünkü gazeteciliğin her biri köklü ve güçlü dernekleri, cemiyetleri, sendikaları, üst örgütleri zaten bulunmaktadır.

Bulunmaktadır fakat bugün karşı karşıya kaldığımız durum tek tek örgütlerin, platformların, çatı örgütlerinin yalnız başlarına mücadele edebileceğinden çok daha büyük ve derindir.

Gazeteciliğin ihtiyacı bugün:

basitçe “bir araya gelme ve bir arada davranma” da değildir. Her ne kadar hepsi iyi niyetli ve etkili olsa da bir araya gelme deneyimlerinin yapısal sınırlılıkları bulunmaktadır.

Öte yandan, bir araya geliş tabii ki her zaman mümkün ve hali hazırda geçerlidir. Dolayısıyla gazeteciliğin ihtiyacı yeni bir platform yapısı da değildir. Yeni bir örgüt veya platform, dağınıklığı artırmak anlamına da gelecektir.

Özetle,

Gazetecilerin ihtiyacı yeni bir örgüt, örgütlerin ihtiyacı yeni bir çatı, kamuoyunun ihtiyacı yeni bir basın açıklaması metni değildir.

Neye ihtiyacımız var? 

Türkiye’de bugün:

– örgütlerin kendine has özelliklerinden,

– birbiri arasındaki çelişki ve çatışmalardan,

– kişilerin görüş ve angajmanlarından uzak,

– yayın politikalarından, muğlak ve kişisel gazetecilik anlayışlarından, bireysel çıkarlardan korunan; yönlendirmelerden, sınırlamalardan ve siyasal yönelimlerden muaf, yeni bir “oluşum” ihtiyacı vardır.

Gazeteciliğin ihtiyacı bugün:

– örgütlerin üzerinde değil dışında, örgütlerin oluşturduğu değil kurulmasına ön ayak olduğu, örgütlerin birbiriyle çatıştığı değil birbirine katkı sağladığı bir oluşumdur.

– Türkiye’de gazetecilik mesleğini, gazetecileri ve gazetecilik örgütlerini tümleşik olarak güçlendirecek, temel olarak bu tümleşik güçlenmeyi amaçlayacak bir oluşumdur.

– Gazetecilerin, örgütlerin, araştırmacıların, akademisyenlerin en geniş katkılarının alınabileceği ve kamuoyu oluşturabilecek bir oluşumdur.

Özetle:

Gazetecilik alanının ihtiyacı yeni bir fikir, ortak beslenme kaynağı, yeni bir hareket anlayışı ve bağımsız bir kamuoyu oluşturma aracıdır.

İhtiyaç: Ortak gazetecilik kamusunun yaratılmasıdır.

Bu ihtiyacı karşılayacak oluşumun kurumsal yapısı ve çalışma disiplini (tartışmanın belirleyici noktası bu olmamakla birlikte) “enstitü” formunda olabilir. Örgütler, bu enstitünün kuruluşuna ön ayak olmalı, bağımsız bir enstitünün hayata geçirilmesini sağlayan olmalıdır.

Bu enstitü eliyle:

  • Örgütlerin seslerinin birleştirilmesi, yankısının artırılması
  • İlgili geniş kesimlerin düşünsel, hukuki katkılarının alınabilmesi
  • Etki alanının genişletilmesi
  • Türkiye’deki tüm gazetecilik kamusunun ortak hareket ettirilebilmesi, ortak üretim yapabilmesi, ortak yön belirleyebilmesi
  • Örgütlerin ve bağımsız çalışmaların ortak bir havuzda toplanarak daha kapsamlı çalışmaların yapılabilmesi
  • Saygın bir düşünsel kurum oluşturulabilmesi

sağlanmış olacaktır.

 

NOT: Nisan 2021’de meslek örgütü temsilcilerinin bulunduğu bir toplantıda sunulan metinden türetilmiştir.